Sorun Davranışta mı, Öğretim Sürecinde mi?
Özel eğitim ve erken çocukluk müdahalesi süreçlerinde bazı beceriler zaman zaman olduğundan daha büyük bir önem kazanabilmektedir.
Makasla kesme becerisi de bunlardan biridir. İnce motor gelişimi, el kaslarının güçlenmesi ve iki el koordinasyonunun desteklenmesi açısından makas kullanımı elbette değerli bir beceridir. Ancak burada kritik bir soru sormak gerekir: Bu beceri şu an çocuk için gerçekten öncelikli ve vazgeçilmez bir hedef midir?
Aslında öğretmek istediğimiz tüm beceriler için bu soruyu sormak gerekir. Bu ister bir özbakım becerisi olsun, isterse bir dil ve konuşma becerileri olsun… Bu yüzden diyoruz ya; herkes bir mesleğin diplomasını alabilir lakin o mesleğin becerilerine sahip olmayabilir.
Bir becerinin önemli olması, her koşulda ve her yöntemle öğretilmesi gerektiği anlamına gelmez. Eğer çocuk her makas etkinliğinde yoğun öfke nöbetleri geçiriyor, kendine zarar veriyor, öğretmene vuruyor ya da ciddi düzeyde stres yaşıyorsa artık odak noktamız becerinin kendisi değil, öğretim sürecinin uygunluğu olmalıdır.
Bir eğitim hedefi, çocuğun psikolojik ve fizyolojik iyi oluşunu tehdit edecek noktaya ulaşıyorsa alarm zilleri çalıyor demektir. Bu durumda yapılması gereken, çocuğu daha fazla zorlamak değil; süreci yeniden değerlendirmektir.
Davranışın Altındaki Mesajı Görmek
Yetişkinler çoğu zaman bir çocuğun bir etkinliği reddetmesini “istemiyor”, “inat ediyor” ya da “kurallara uymuyor” şeklinde yorumlayabilir. Oysa gelişimsel açıdan bakıldığında birçok problem davranış aslında bir iletişim biçimidir.
Özellikle ifade edici dili sınırlı olan çocuklar yaşadıkları zorluğu sözcüklerle anlatamayabilirler. “Bu çok zor”, “Yardım istiyorum”, “Korkuyorum”, “Yapamıyorum” ya da “Ara vermek istiyorum” gibi mesajları davranışlarıyla ifade ederler.
Bu nedenle öğretmene vurma, materyali fırlatma, ağlama, kaçma girişimleri ya da kendine zarar verme davranışları çoğu zaman bir meydan okuma değil; çocuğun yaşadığı yüklenmeye karşı geliştirdiği baş etme stratejileridir.
Davranışın görünen kısmına odaklanmak yerine, davranışın hangi ihtiyacı karşıladığını anlamaya çalışmak çok daha işlevsel bir yaklaşımdır.
Kriz Anı Öğretim Zamanı Değildir
Birçok eğitim ortamında yapılan en yaygın hatalardan biri, çocuk yoğun şekilde öfkelenmişken öğretime devam etmeye çalışmaktır.
Oysa nörobilim bize göstermektedir ki yüksek düzeyde stres yaşayan bir beynin öğrenmeye açık olması mümkün değildir. Çocuk kriz anında düşünerek değil, hayatta kalma sistemiyle hareket eder. Beyin öğrenme modundan çıkar ve savaş-kaç-don tepkilerinden birine geçer.
Bu nedenle çocuk regüle değilken akademik beklentileri sürdürmek çoğu zaman davranışların şiddetlenmesine yol açar.
Kriz sırasında öncelik öğretim değil, duygusal ve fizyolojik düzenlemedir. Çocuk sakinleşmeden yeni bir beceri öğretmeye çalışmak verimsiz olduğu gibi ilişkiyi de zedeleyebilir.
Fiziksel Tutma Neden Her Zaman Çözüm Değildir?
Bazı durumlarda yetişkinler çocuğun ellerini tutarak ya da hareketlerini sınırlandırarak sakinleşmesini sağlamaya çalışırlar. Ancak bu yaklaşım her çocuk için uygun değildir.
Özellikle iletişim becerileri sınırlı olan, duyusal hassasiyetleri bulunan ya da kontrol kaybına karşı hassas çocuklarda fiziksel müdahale tehdit olarak algılanabilir. Böyle durumlarda sempatik sinir sistemi daha da aktive olur, kalp atışı hızlanır ve stres düzeyi yükselir.
Sonuç olarak davranış azalmak yerine artabilir. Öğretmene vurma, kaçmaya çalışma ya da kendine zarar verme davranışları yoğunlaşabilir.
Elbette güvenlik riski bulunan durumlarda fiziksel müdahale gerekli olabilir. Ancak bu uygulama son çare olarak düşünülmeli, mümkün olan en kısa sürede ve en düşük düzeyde gerçekleştirilmelidir. Amaç kontrol etmek değil, güvenliği sağlamaktır.
Etkinlik Neden Bu Kadar Zorlayıcı Olabilir?
Bir çocuğun seçilen becerilerde zorlanmasının birçok nedeni olabilir. Bu nedenleri anlamadan yalnızca davranışa odaklanmak çözüm üretmez.
Beklentinin Gelişim Düzeyinin Üzerinde Olması
Örneğin, çocuk henüz gerekli kas gücüne veya koordinasyona sahip olmayabilir. Bu durumda görev onun için başarılması güç bir mücadeleye dönüşür.
Sürenin Uzun Olması
Bazı çocuklar birkaç dakikalık dikkat süresine sahipken uzun süre masa başında oturmaları beklenebilir. Bu da kaçınma davranışlarını artırabilir.
Duyusal Hassasiyetler
Makasın çıkardığı ses, kağıdın dokusu, kesme sırasında hissedilen titreşim ya da masa başında oturma zorunluluğu bazı çocuklar için rahatsız edici olabilir.
Motor Planlama Güçlükleri
Örneğin, makas kullanımı yalnızca el gücü değil, aynı zamanda planlama, koordinasyon ve dikkat gerektirir. Bu alanlarda yaşanan güçlükler etkinliği oldukça zorlaştırabilir.
Beceriyi Oyunla Öğretmek Mümkün
Çocuklar oyun sırasında daha az baskı hissederler. Bu nedenle makas becerisini doğrudan çalışma sayfaları üzerinden öğretmek yerine oyun temelli yaklaşımlar daha etkili olabilir.
Örneğin:
- Berbercilik oyununda oyuncakların veya karton figürlerin saçlarını kesmek
- Oyun hamurunu makasla bölmek
- Pipetleri küçük parçalara ayırmak
- Kalın karton şeritleri kesmek
- Renkli kağıtlardan konfeti hazırlamak
- Kuklalar için kıyafet tasarlamak
Bu tür etkinlikler performans baskısını azaltır ve öğrenmeyi daha doğal hale getirir.
Alternatif İletişim Becerileri Öğretilmelidir
Bir çocuk yalnızca problem davranışlarla kaçış sağlayabiliyorsa bu davranışların sürmesi şaşırtıcı değildir.
Bu nedenle çocuğa işlevsel iletişim yolları öğretilmelidir.
Örneğin çocuk şu ifadeleri kullanabilmelidir:
- “İstemiyorum.”
- “Yardım et.”
- “Zor.”
- “Ara ver.”
- “Bitti.”
Bu ifadeler sözel olarak, resimli kartlarla ya da alternatif iletişim sistemleriyle öğretilebilir.
Çocuk ihtiyaçlarını uygun şekilde ifade etmeyi öğrendikçe problem davranışların görülme sıklığı da genellikle azalır.
Küçük Adımlar Büyük Başarılar Getirir
Birçok beceri öğretiminde yapılan hata, hedefe çok hızlı ulaşmaya çalışmaktır.
Oysa bazı çocuklar için başarı şu sırayla ilerleyebilir:
- Makası masada görmek
- Makasa dokunmak
- Makası eline almak
- Makası açıp kapatmak
- Tek bir kesik atmak
- İki kesik atmak
- Kısa bir şeridi kesmek
Bu süreç haftalar sürebilir. Ancak her küçük adım gerçek bir başarıdır.
Amaç mükemmel performans değil, sürdürülebilir ilerlemedir.
Güven İlişkisi Öğrenmenin Temelidir
Çocuklar ancak kendilerini güvende hissettiklerinde öğrenebilirler.
Bu nedenle “Önce–Sonra” yaklaşımı oldukça etkilidir:
“Önce bir kesik atıyoruz, sonra oyun oynuyoruz.”
Ancak burada en önemli nokta verilen sözün tutulmasıdır. Eğer yetişkin sürekli beklentiyi artırır ve vaat ettiği ödülü geciktirirse güven ilişkisi zedelenir.
Güven olmadan iş birliği gelişmez.
Çocuk Direniyorsa Süreci Yeniden Değerlendirmek Gerekir
Bir çocuk her makas etkinliğinde kriz yaşıyorsa mesele yalnızca makas kullanamaması değildir. Bu durum bize öğretim sürecinin çocuğun ihtiyaçlarına uygun olmadığını gösteren önemli bir işarettir.
Eğitimin amacı çocuğu zorlayarak davranışları bastırmak değil, onun baş etme kapasitesini geliştirmektir. Çünkü çoğu zaman çocuk “yapmak istemiyorum” dememekte, “şu an yapamıyorum” demektedir.
Bu nedenle uzmanların, öğretmenlerin ve ailelerin temel sorusu şu olmalıdır:
“Bu çocuğa nasıl daha fazla baskı uygulayabilirim?” değil,
“Bu çocuğun başarılı olabilmesi için ortamı ve öğretimi nasıl değiştirebilirim?”
Gerçek öğrenme, çocuğun kendini güvende hissettiği, başarabileceğine inandığı ve desteklendiğini gördüğü ortamlarda gerçekleşir. Eğer her makas etkinliği gözyaşı, öfke ve çatışmayla sonuçlanıyorsa sorun çocukta değil, yeniden yapılandırılması gereken öğretim planındadır.
Bolluca Ailesi Diyor ki
Duygusal bağ olmadan öğrenme olmaz ve gerçekleşmez. Bu yüzden çoğu kurumlar ve kişiler, monoton ısrarlarla eğitime devam etmektedirler.
Nereden mi biliyoruz?
-Yıllardır görüyoruz ve şahit oluyoruz.
Özel eğitimin Bolluca’sı, yıllar içerisinde geliştirdiği tecrübesini sizlerle paylaşmaya devam ediyor.